 |
SAFRANBOLU TARİHİ
Safranbolu'da insan toplum yaşamının M.Ö. 3000 yıllarına kadar
dayandığı tahmin edilmektedir. Bölge Paleolitik çağdan beri bir yerleşme
alanıdır. Bölgede bilinen en eski uygarlık Gasgas'lardır. Daha sonra sırasıyla
Hititler, Dorlar, Paphlagonlar, Kimerler, Lidyalılar, Persler, Kapadokyalılar,
Elenler(Eski Yunanlılar), Pontlar, Galatyalılar, Bitinyalılar , Romalılar,
Selçuklular ve Osmanlılar bu bölgede egemenlik kurmuşlardır.
Homeros'ta bu bölge Paphlagonya adıyla geçmektedir. M.S. 395 yılında Roma
İmparatorluğunun ikiye ayrılması ile Safranbolu, Doğu Roma İmparatorluğunun
(Bizans) egemenlik alanında kalmıştır. Yöreye Türklerin 10. y.y. dan önce
gelerek yerleştiklerine ilişkin izler bulunmaktadır.
Ancak bu yerleşimlerin gruplar halinde olduğu ve egemenlik iddiası taşımadığı
sanılmaktadır. 1074 yılında Ankara-Kastamonu üzerinden İstanbul'a gitmekte
olan bir Bizans ordusuna yolda gö çebe Türkmenlerin saldırmış olması,
Türklerin yörede giderek egemenliğe yöneldiklerinin işaretidir. 1075 yılında
Selçuk bey'in torunu Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın İznik'i almasıyla kurulan
Anadolu Selçuklu Devletinin sınırı Kastamonu-Safranbolu-Gerede hattına
dayanmakta ancak muhtemelen Safranbolu'yu içine almamaktadır.
Safranbolu Kale'sinin (bugün Eski Hükümet Konağı'nın bulunduğu tepe) Selçuklu
Sultanı II.Kılıç Arslan'ın oğlu Muhittin Mesut Şah tarafından 1190 yıllarında
ve son yıllarda ortaya çıkarılan belgelere göre 1196 yılında Türklerin
kesin egemenliğine alındığı bilinmektedir.
Safranbolu tarih boyunca çeşitli uygarlıklar arasında el değiştirdiği
gibi Türklerle Bizanslılar arasında ve hatta Türk Beylikleri ile Osmanlılar
arasında da el değiştirmelere konu olmuştur. 1213-1280 yılları arasında
Çobanoğlu Beyliğinin egemenliğinde kalan Safranbolu'nun siyasi tarihi
bu tarihten itibaren yaklaşık elli yıllık bir süre için netliğini kaybetmektedir.
Bir kısım yazarlar bu dönemde Safranbolu'da Umur Beyin bağımsız bir Türk
beyliği kurduğu görüşündedirler ve bu görüş Bizans kaynaklarınca da destekle
nmektedir. Bu dönemde Gerede ile Safranbolu arasında ilişkiler bulunduğu
ve İbn Batuta'nın sözünü et tiği Gerede Beyliğinin merkezinin Safranbolu
olduğu ileri sürülmektedir. Candaroğlu Süleyman Paşa Safranbolu'yu 1326
yılında kendi egemenlik sahasına katmıştır.
1332 yılında Safranbolu'yu ziyaret eden İbn Batuta şehrin o günkü durumu
ile ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir. Safranbolu'nun Osmanlılar tarafından
ilk olarak alınışı muhtemelen 1354 yılında Osmanlı Sultanı Orhan Beyin
oğlu ve Rumeli Fatihi olarak bilinen Şehzade Gazi Süleyman Paşa tarafından
gerçekleştirilmiştir.
Ancak karşı bir görüş bu tarihlerde yörenin Candaroğullarının egemenliğinde
bulunduğunu, Safranbolu'daki Gazi Süleyman Paşa Vakfı ile bu vakfa bağlı
eserlerin Candaroğlu Beyi, I.Süleyman Paşa'ya ait olduğunu ileri sürmektedir.
Bu tarihten sonra Safranbolu yine Osmanlılar ile Candaroğulları arasında
el değiştirmiştir. 1402 yılında Yıldırım Beyazıt'ın Timur'a yenilmesi
ile başlayan "Fetret Döneminde" ise yörede iç savaşlar yaşanmıştır.
I. Mehmet'in (Çelebi Sultan Mehmet) Osmanlı birliğini yeniden sağlamasının
ardından, 1416 yılında Osmanlı Ordusu Candaroğulları Beyliği'nin üzerine
yürümüş ve bu seferde Safranbolu yeniden Osmanlı ülkesine katılmıştır.
Osmanlı döneminde Safranbolu iki kazadan meydana gelmektedir. Birincisi
merkezde bulunan "Me dine-i Taraklı Borlu" diğeri bugünkü Yörük Köyü'nde
bulunan "Yörükan-i Taraklı Borlu"dur.
Önceleri Bolu Sancağına bağlı bu iki kaza bu sancağın lağvedilmesiyle
1692'de Kastamonu'ya bağlanmıştır.1826 yılında bağımsız Viranşehir Sancağı
olarak yeni bir idari yapıya kavuşturulan Safranbolu, 1846 yılında Kastamonu
vilayet yapı-larak buraya bağlı sancak haline getirilmiştir. 1870 yılında
Osmanlı'da idari yapı yeniden düzenlenmiş, Safranbolu kaza yapılarak Kastamonu
Sancağına bağlanmıştır.
Aynı yıl ilçede be lediye kurulmuş ve ilk belediye başkanı Hacı Muhammet
Ağa olmuştur. Safranbolu 1927 yılında Zonguldak Vilayetine bağlanmıştır.
1945 te Ulus Bucağı, 1953 de Eflani ve Karabük Bucakları Safranbolu'dan
ayrılarak ilçe haline getirilmişlerdir.Demir-Çelik endüstirisinin burada
kurulması ile Karabük hızlı bir gelişme göstermiş, 1995 yılında il statüsüne
kavuşturulmuş ve Safranbolu Karabük iline bağlanmıştır.
Çok eski dönemlere dayanan bir tarihi geçmişe sahip olması ve çeşitli
uygarlıklar arasında el değiştirmiş olması nedeniyle Safranbolu'nun adı
da sıklıkla değişmiştir. Türklerden önce şehrin "Flaviopolis" (safran
kenti), Germia, Theodarapolis ve Dadybra adlarıyla anıldığı yönünde tezler
bulunmaktadır.
Ancak bu adlardan Dadybra'nın kesin olduğu ve M.Ö. 21. y.y.'dan beri kullanıldığı
kabul görmektedir. Türklerden sonra şehir Zalifre, Taraklı Borglu, Zagfiran
Benderli, Zağfiranbolu adlarıyla anılmışolup 1940 yılından sonra şehrin
adı Safranbolu olmuştur.
Safranbolu'nun Türkler döneminde taşıdığı adların sonunuda bulunan borglu
ve borlu eklerinin Hint Avrupa dillerinde "kale" anlamına gelen "borg,
burg" keli-melerinden türediği ve "kaleli şehir" anlamında kullanıldığı
ve sonradan "bolu" şekline geldiği , tarih araştırmacısı Hulusi Yazıcıoğlu'na
ait eserde ifade edilmektedir.
Safranbolu çok eskilere dayanan tarihi geçmişi içerisinde, bilinen en
üstün ekonomik ve kültürel dü face="Times New Roman">zeyine Osmanlı Döneminde
varmıştır. 17. yy.'da İstanbul-Bolu-Amasya-Tokat-Sivas Kervanyolunu Sinop'a
bağlayan yol, Gerede-Safranbolu-Kastamonu güzergahını izlemekteydi. Safranbolu'nun
bu yol üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, bölgede ticaretin
gelişimine imkan sağlayarak yöreyi hızla zenginleştirmiştir.
Bugün Çarşı kesiminde aynen korunmakta olan Cinci Hanı'nın ihtişamı o
günün hareketliliğinin göstergesidir. Yöre halkının İstanbul ile ve Osmanlı
Sarayı ile yakın ilişkileri olmuş, Safranbolu'lu Cinci Hoca Anadolu Kazaskerliğine
kadar yükselmiştir(1644).
Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa bir dönem Safranbolu'da ikamete tabi tutulmuş,
sonrasında bir cami yaptırmış ve bu cami 1661 yılında ibadete açılmıştır.
Safranbolu'lu olup sadrazamlığına kadar yükselen İzzet Mehmet Paşa'da
Çarşı kesiminde bir cami yaptırmıştır.
Safranbolu bu dönemde İstanbul'la yoğun ilişkilerinin yanında Kastamonu
ile de ilişki içindedir. Yöre insanları zamanla İstanbul'a ve Kastamonu'ya
giderek buralarda iş edinmeye başlamışlar, nakliyecilik, fırıncılık ve
benzeri iş alanlarında söz sahibi olmuşlardır.
İstanbul ve Kastamonu ile yaşanan ilişkiler, ticarette ve üretimde edinilen
deneyim ve Ekonomik güç zaman içinde Safranbolu'nun gelişimini biçimlendirmiştir.
Çarşı'da ve Bağlar'da biri kışlık ve diğeri yazlık olmak üzere yüksek
kültür düzeyinde iki yerleşim oluşmuştur.
Bu kültürel birikimin ve zenginliğin sonucu olarak gerek kentleşmede,
gerek konut kalitesinde ve gerekse insan ilişkilerinin düzenlenmesinde
zirveye varılmıştır. Çarşı kesiminde dericilik, yemenicilik, demircilik,
bakırcılık, manifaturacılık, semercilik, nalbantlık ve kereste ticareti
son derece gelişmiştir. İş alanları lonca düzeni içinde ayrı çarşılar
şeklinde or ganize olmuşlardır.
afranbolu, sahip olduğu ekonomik gücü ve insan kaynaklarını Kurtuluş Savaşı
sırasında büyük özveriyle kullanmıştır. Bu savaşta ordunun ayakkabı ihtiyacı
büyük ölçüde Safranbolu'dan karşılanmıştır. Orduya çok sayıda asker de
gönderen Safranbolu en çok şehit veren yerler arasındadır. Safranbolu'nun
eski tarihi ile ilgili olarak bugün halen mevcut olan eserler höyükler,
kaya mezarları, kabartmalar ve Sipahiler Köyünde bulunan Roma Tapınağıdır.
Yoğun kalıntıların bulunduğu Hacılarobası civarında henüz yeterli kazı
ya da araştırma yapılmamıştır.
Kıranköy kesiminde bulunan ve bugün cami (Ulucami) olarak kullanılmakta
olan Hagios Stephanos Kilisesinin Theodora tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
Bunların dışındaki eserler çoğunlukla Türklerin egemen olduğu dönemlere
ve özellikle Osmanlı Dönemine aittir.
|
 |
|
|